Bperiferik arter hastalığıacakların damar hastalığı atar damarların daralması veya tıkanması olup, en yaygın nedenateroskleroz yani damar sertliğidir. Başlangıçta çoğu kez hiç bir belirti vermez. Genel olarak 50 yaş üzerindeki erkeklerin % 5-15 inde şikayete yol açmayan damar hastalığı bulunur. Bununla beraber bu sessiz damar hastalığı sıklıkla kalpte koroner damar hastalığı ve şah damar hastalıklarına bağlı cid
di sorunlar nedeni ile risk taşır.

Bacakların damar hastalığına bağlı en yaygın şikayet yol yürümekle, koşmakla, merdiven çıkmakla baldırlara, uyluk çevresindeki ve kalçadaki adalelere gelen ve genellikle kramp şeklinde olan ağrıdır (kladikasyo intermitant). Yürümekle gelen ağrının en önemli özelliği yürüyüş durdurulduğunda ağrının 3-5 dakika içinde kendiliğinden geçmesidir. Ağrı hemen her zaman her yürüyüşle aynı mesafede gelir. Ancak zamanla bu mesafe kısalabilir.

Zamanla ağrı artık istirahatta bile ortaya çıkmaya başlar. Bir diğer önemli belirti ise ayakta ve parmaklarda iyileşmeyen yaralar ve gangrendir.

Hastanın şikayetlerini dinleyerek ve başta bacaklardaki damarların nabızlarını muayenesi olmak üzere çeşitli muayene yöntemleri ile bacaklardaki atar damar hastalığı tanınabilir. Genellikle diz arkasında yada ayak bileğinin iç bölümündeki damarların nabzı azalmış yada alınamaz hale gelmiştir. Bunun yanında başta kan kolesterol ve lipid düzeyleri olmak üzere, çeşitli laboratuar testleri en önemli damar hastalığı nedeni olan damar sertliğini (ateroskleroz) araştırmada yardımcıdır.

Damar hastalığı tanısını koymak için en basit yöntem bir Doppler cihazı yardımı ile bacaklarda ve kollarda kan basıncın ölçülüp bir birine oranlanmasıdır (ABI). Bu ağrısız ve basit bir test olmakla beraber güvenlidir.

Yürümekle gelen ağrının tam olarak değerlendirilmesi koşu bandında (treadmil) hastanın yürütülmesi ile mümkündür. Damar hastalığının derecesi ve hangi damarları ne ölçüde tutmuş olduğunu değerlendirmek için kullanılan diğer testler: Dubleksultrason (Renkli Doppler ultrasonografi), Nabız hacim kaydı (PVR), manyetik rezonans anjiografi, bilgisayarlı tomografikanjiografidir

Damar hastalığı tanısında en güvenilir yöntem olarak halen anjiografi kabul edilmektedir

Tedavi:

Erken dönemde belirlenen bacak damarlarının hastalıkları egzersiz ile daha aktif bir yaşam, kilo verme, varsa şeker hastalığının ve hipertansiyonun tedavisi, yüksek kolesterol ve lipit düzeyinin düşürülmesi ve sigaranın kesilmesi ile tedaviye başlanabilir. Bu tedaviye ek olarak kan pulcuklarının yapışkanlığını azaltan yada halk arasındaki ifade ile kanın sulandırılması olan aspirin veya benzeri grup ilaçlarda verilmektedir. Başlangıç halinde damar hastalıklarının bu tip bir tedavi ile kontrolü ve kalp yada beyin damarlarına bağlı kötü olayların gelişmesinin engellenmesi mümkündür ve yürüme ağrısı olan hastaların %75 i sadece böyle bir tedavi ile büyük oranda rahat edebilirler.

Ancak yine önemli bir grup hastaya ilaç ve yaşam şekline ait tedavi yeterli olmaz. Özellikle kısa mesafelerde yürüme ağrısı olan yada istirahatta ağrı, ayaklarda yara ve gangren olan durumlarda bu tedavi tek başına yeterli değildir. Bu durumlarda balon anjioplasti ve bazen stent, daha ileri aşamalarda ise çoğu kez cerrahi bir işlem gereklidir.

Başlıca damar cerrahi yöntemleri kısa olan darlık yada tıkanıklıkların damar içinden sıyrılarak çıkarılması (endarterektomi), daha uzun tıkanıklıkların suni yada doğal bir damar grefti ile atlanması (bypass) veya bu yöntemlerin uygulanamadığı durumlarda damarlarda spazma neden olan sinir köklerinin tahrip edilmesi veya çıkarılması (sempatektomi) uygulanabilmektedir.

Bütün bu tedavi yöntemlerinin başarısız kaldığı durumlarda ise son çare kangrenleşmiş yada canlılığını yitirmiş olan dokunun kesilmesi (amputasyon) dır. Bununla beraber günümüzde amputasyonların %90 nı sadece ayak parmaklarının kesilmesi ile sınırlı olabilmektedir.

BUERGER HASTALIĞI

Tromboanjitis obliterans olarak ta bilinen Buerger hastalığı orta ve küçük çaplı atar ve toplar damarların sigaraya bağlı olarak gelişen tıkayıcı hastalığıdır. Damarlar  bir çeşit iltihabı pıhtı ile tıkanır ve  özellikle parmaklara giden kan akımını azalır ve sonuçta  parmaklarda şiddetli ağrı, bir türlü iyileşmeyen yaralar ve kangren ortaya çıkar.

Hastalık genellikle 20 ile 40 yaşlarında başlar. Buerger hastalığında ayak ve elde özellikle istirahatte şiddetli ağrı ve yaralar vardır. Çoğu kez parmaklar kızarmış olduğu halde  soğuk ve ağrılıdır.

Genelde parmaklarda basit nedenlerle başlayan ve bir türlü iyi olmayan çok ağrılı yara, iltihap veya kangren ortaya çıkar.

Doppler ile ayak ve kol damarlarında basınçların düşük olması, renkli Doppler ultrasonografi, manyetik rezonans anjiografiveya anjiografi ile damarlarda tıkanıklık belirlenir.  Anjiografide bir çok alanda çok sayıda tıkanıklık vardır. Çoğu kez gövdeye yakın damarlar normal iken bacakta uçlara yakın damarlar tıkalıdır ve kan tıkalı damarların çevresindeki küçük yandaş damarlar (kollateraller) aracılığı ile yetersiz olarak uçlara iletilir.

Tedavi:

Tedavinin en önemli basamağı sigaranın kesilmesidir. Sigarayı bırakan kişilerde amputasyon (doku yada uzvun kesilmesi) riski çok düşüktür. Buna  karşın sigara bırakılmadığında yaralar iyileşmez yada tekrar açılır ve sonuçta çok sayıdaamputasyon gerekebilir.

Tedavide etkinliği kanıtlanmış en önemli tedavi prostaglandin ismi verilen normalde damarlardan da salgılanan bir çeşit hormonun damardan verilmesidir.. Buergerli çok az sayıda hastada damarlar bypass cerrahisi için uygundur. Çoğu hastada hastalık bu tedavilere cevap vermez ve uzvun kesilmesi gerekir.

REYNAUD HASTALIĞI

Raynaud fenomeni çoğu kez soğuk, stres gibi uyaranlar sonucunda el veya ayak parmaklarının kan dolaşımının ani ve geçici olarak durmasıdır. Olay önce parmakların beyazlaşması sonra morarması daha sonrada kırmızılaşması şeklinde belirti verir. Aslında Raynaud fenomeni bir çok hastalıkla örneğin kol damarlarının hastalıkları, çeşitli romatizmal hastalıklarla beraber görülebilmekle beraber hiçbir hastalıkla beraber olmayıp sadece Raynaud belirtilerinin olduğu durum Raynaudhastalığı olarak kabul edilir.

.

NEDENLERİ

Raynaud fenomenine yol açan başlıca hastalıklar:

  • Skleroderma
  • CREST sendromu
  • Romatoid artrit
  • Bağ dokusu ve romatizmal hastalıklar
  • Koldaki damarların tıkanıklığı
  • Kan hastalıkları
  • Akciğer hastalıkları
  • Sinir sistemi hastalıkları
  • Donuk
  • Yaralanmalar

Raynaud fenomeni oluştuğunda sigara ve damarlarda spazm oluşturabilen ilaçlar sorunu  daha da ağrılaştırabilirler.

TEDAVİ:

Raynaud femomeninin gelişiminin engellenmesi ne yazık ki mümkün değildir. Hastaların hayat tarzlarında yapacakları bazı değişiklikler yaralı olabilir:

  • Kendilerini sıcak tutmaları,
  • Soğuk havalarda el ve ayaklarını eldiven yada çoraplarla sıcak tutmaları
  • Ellerini soğuğa maruz bırakmamaları,
  • El ve ayaklarını travma ve enfeksiyondan sakınmaları
  • Sigara içmemeleri ve sigara içilen ortamlarda bulunmamaları,
  • Raynaud fenomenine yol açabilecek ilaçları kullanmamaları,

tavsiye edilir. Bu yöntemlerle hastaların yarıya yakınında şikayetler önemli ölçüde hafifler yada düzelir. Diğer hastalarda ise ilaçlar (kalsiyum kanal bloküleri ve prostaglandinler) yarar sağlayabilir.

Daha ileri şikayeti olan hastalarda damarlarda spazmı sağlayan sempatik sinirler sempatektomi ile kesilebilse de, bu yöntemin sağladığı yararlar geçicidir.

KOL VE EL DAMARLARI

Kol atar damarlarında tıkanıklık çok sık karşılaşılan bir hastalık olmamakla beraber, daha çok sigara içen ve 60 yaş üzerindeki kişilerde kola giden atar damarları tutar. Kol damarları kalp ile parmaklar arasında her hangi bir seviyede tıkanabilir. Genellikle yavaş ilerler. En yaygın kol damar hastalığı nedeni damar sertliğidir (ateroskleroz). Bununla beraber diğer sık rastlanabilen nedenler Buerger hastalığı, Takayasu hastalığı, Raynaud fenomeni, torasik outlet sendromu, kola pıhtı atması (tromboembolizm) dir. Diğer daha az rastlanan hastalıklar donuk, hipotenar hammer sendromu, ve meme kanseri için yapılan ışın tedavisidir.

En yaygın şikayet kolun çalıştıkça ağrıması, kramp girmesi ağrılık hissi, rahatsızlık hissi ve  yorgunluktur. Genellikle istirahatteiken şikayet olmaz. Bunun yanında elde ağrı ve renk değişikliği, soğuğa aşırı hassasiyet, yaralar ve gangren bulunabilir.

TANI

Yukarıdaki şikayetleri tanımlayan hastalarda kol yada eldeki nabızların azalmış yada alınamıyor olması kol atar damarlarındaki tıkanıklığı düşündürür. Bu hastalarda koldan ölçülen kan basıncında iki kol arasında fark vardır. Tanıda kullanılacak diğer yöntemler dubleks yada renkli Doppler ultrasonografi, bilgisayarlı tomografik yada manyetik rezonansanjiografi ve anjiografidir.

TEDAVİ

Tedavi ilaç tedavisi (kanın pıhtılaşmasını yavaşlatan ilaçlar), tıkalı damarlara yönelik bypass ameliyatları ve nadirensempatektomi şeklinde yapılabilmektedir.

 

ANEVRİZMALAR

 

Anevrizma damarların kalıcı olarak genişlemesi veya balonlaşmasıdır. Anevrizma en sık vücudun en büyük atardamarı olanaortada gelişir. Anevrizma zamanla daha da genişler ve tedavi edilmediği takdirde patlar (rüptür) ve çoğunlukla ölüme neden olur.

Anevrizma için bazı kişiler risk altındadır. Bunlar.

  • Altmış yaşın üzerindeki kişiler,
  • Ailede yada akrabalarda anevrizması olanlar,
  • Sigara kullananlar,
  • Bacaklarda damar hastalığı olanlar,
  • Yüksek kan basıncı olanlar,

 

Belirtileri:

Çoğu kez anevrizmalar bir şikayete neden olmaz. Daha önce anevrizması olduğu bilinen yada bilinmeyen bir kişi ani gelişen şiddetli bel ve karın ağrısı ile beraber bayılma, tansiyon yüksekliği yada düşüklüğü durumunda rüptür akla gelmeli ve hemen hastaneye başvurulmalıdır.

Tanı:

Anevrizmaların önemli bir kısmı doktor muayenesi ile belirlenebilir. Ancak  anevrizma tanısında en basit yöntemultrasonografidir. Ultrasonografi anevrizmaların tanısında basit, hızlı, ucuz ve güvenilir bir yöntemdir.

Anevrizma tanısında özellikle tedaviyi planlamak için başka yöntemlerde kullanılmaktadır. Bunlar bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans görüntüleme ve anjiografidir.

Bu yöntemler ile anevrizmanın ne kadar büyük olduğu (tedavi planlamasının en önemli öğesidir), nerede olduğu ve hangi organlarla ilişkide olduğu belirlenir.

Tedavi:

Ameliyat kararı anevrizmanın çapı ve hastanın şikayetlerine göre alınır. Anevrizmanın çapı tedavinin zamanlamasını belirleyen en önemli faktör olup, anevrizma büyüdükçe rüptür riski artar. Bu nedenle 5.5 cm den küçük anevrizması olup ta şikayetli olmayan hastalarda ameliyat gerekmezken, anevrizmanın en geniş çapı 5.5 cm yi aştığında (yaklaşık iri bir limon kadar) artık ameliyat gereklidir.  Daha küçük anevrizmalar ağrı yapıyorsa yada aralıklı yapılan ölçümlerde anevrizma hızlı büyüyorsa ameliyat gerekebilir.

Anevrizmanın klasik tedavisi ameliyat ile genişlemiş damar bölümünün suni bir damar ile değiştirilmesidir.

Daha az rahatsızlık verebilecek bir başka tedavi yöntemi ise özel bazı kateterler ile damarın içine girilip, anevrizmanın olduğu damar bölümüne içerden suni damarın yerleştirilmesidir.

Endovasküler (damar içinden) anevrizma onarımı olarak bilinen bu yöntem yaklaşık 10 yıllık bir geçmişe sahiptir. Bu yöntem anevrizmalı hastaların ancak bir bölümü için uygundur. Anevrizmanın içine suni damar yerleştirildikten sonra anevrizma büyümeye devam edebilir hatta rüptüre olabilir. Bu yüzden hastaların işlem sonrası aralıklı olarak bilgisayarlı tomografi veya renkli Doppler ultrasonografi ile takibi gereklidir.

KAROTİS HASTALIĞI

Karotis hastalığı beyni besleyen karotis damarının daralması yada tıkanmasıdır. Karotis hastalığı felç yada beyin fonksiyonlarının kaybı ile karakterize bir durum olan inme nin en önemli nedenidir.

Karotis hastalığı en sık ateroskleroz yani damar sertliğinden kaynaklanır ve karotis hastalarının çoğunda kalp damarlarınınyada bacak damarlarının hastalığı bulunur. Yaşla karotis hastalığı artar.

Belirtileri:

Karotis hastalarının çoğunda bir şikayet yada belirti olmaz. Ancak hastalık ilerlediğinde günün birinde aniden inme gelişebilir.

İnme bazen daha hafif şikayetlerden sonra ortaya çıkabilir. Bu şikayetler geçici iskemik atak (TIA) ismi verilir. Bunlar; geçici körlük, kol yada bacakta geçici felç, konuşmakta ve kelimeleri düzgün sıralamakta güçlüktür.Genellikle olay daralmış yada tıkanmış damardan beyne zaman zaman pıhtı atması ve pıhtı ile tıkanan beyin bölgesinin fonksiyonlarının kaybından kaynaklanır. Bu şikayetle çoğu kez birkaç saat en fazla 24 saatte düzelir.

İnme aynı şikayetlerin 24 saatten uzun sürmesi durumudur. Yani körlük, felç, konuşma güçlüğü ve bazen şuur kaybı uzun sürelidir. Hastaların bir bölümü bu olay nedeni ile ölebilir. Sağ kalanların çok az bir kısmı hiç iz kalmadan iyileşebilirken, önemli bir grup hasta sakat kalır ve genelde başkalarına bağımlı olurlar.

Tanı:

Şikayetler çoğu kez doktor için yol göstericidir. Doktor hastanın boynunu dinleme aleti ile dinleyerek karotis hastalığından şüphelenebilir. Ancak kesin tanı çeşitli görüntüleme yöntemleri ile konur. Bunlar içinde en önemlisi Karotis renkli dopplerultrasonografisidir.
Diğer tanı yöntemleri ise Manyetik rezonans anjiografi, Bilgisayarlı tomografik anjiografi ve Arteriyografidir.

Tedavi:

Karotis hastalığının tedavisi karotis darlığının dercesine, beyinin kanlanmasına ve hastanın genel durumuna göre değişir.

En yaygın ve güvenilir tedavi yöntemi karotis endarterektomisi olarak isimlendirilen cerrahi yöntemdir.

Karotis endarterektomisine alternatif bir yöntem ise karotis stentlemesidir. Stentleme lokal anestezi ile yapılabilen vekateterlerle darlık olan damardaki darlığın genişletilmesi ve içeriye destek bir metal çerçevenin yerleştirilmesidir.

. Stentleme karotis endarterektomisine benzer ölçüde etkili ve başarılı bir yöntemdir. Her ne kadar bu alandaki çalışmalar devam etmekle beraber hastanın eşlik eden hastalıkları veya teknik nedenlerle endarterektomi ameliyatının riskli olduğu durumlarda stentleme tercih edilebilir.

 

Leave a Comment

Contact Us

We're not around right now. But you can send us an email and we'll get back to you, asap.

Not readable? Change text.